04 08 2014

Yüzleşme

Once hayalleri bitiyor insanin. Oyle birden bire degil; azar azar, kucule kucule tukeniyor hayaller.... Oysa ben coktan ogrenmistim mutlu olmak icin umursamaz, bencil ve beklentisiz olunmasi gerektigini... Ogretmislerdi, ders ders, hece hece, sayfa sayfa.... "Bildiklerini yuzlestir hayatla ve sinamaktan korkma" diyordu Sair. Sinamak? Sinamayi unuttum belki? Belki bildiklerimi hayatla yuzlestirmem gerektigini ogrenmedim. Uyugulamiyorsam eger, bunun adi ogrenmek de degildir zaten. Bir bok bilmiyorum ben hayata dair. Bosa yasadim ben 40 yil. Boyle giderse bosa yasamaya devam edecegim. Cok agliyorum artik. Baskalarinin yaninda ender doktugum gozyaslarim vardi. Misal, gurur diye birseyim vardi ve incindigim zaman aglamak , uzerine ustluk bir de gururumu sarsabilirdi. Boyle dusunuyordum. Simdilerde cok agloyorum. Dislerimi sikiyor, icimden bileklerimi kesiyor (kan akarsa gececek saniyorum cunku),  tirnaklarimi duvarara geciriyor, onlari kokunden kiriyor, saclarimi usta bir berber hiziyla dibinden kesiyor, sonra binanin tepesine cikip, kanli bileklerimle kendimi bosluga birakiyorum. İcimden. İcimden yapiyorum bunlari. Hayati sevmekten vaz gectigim gun gerceklestirmekten bir an sakinmayacagim seyleri, icimden yapiyorum. Hayati sevmekten vazgectigim an, kendimi sevmekten vazgectigim an....  Bazen soylediklerimin, "sevimli hayalet casper" gibi duvardan gecip kayboldugu hissine kapiliyorum. Birak, adrese teslim olmalarini, odanin duvarlarinda bile kalmiyor soylediklerim... Soylediklerim? Hislerim. Kirildiklarim. Beni kesen bicaklar onlar... Parcalara ayriliyorum. Tuz buz oluyorum. Toparlanamiyorum. Hic kimse kirilan parcalarimi toplamak icin egilmiyor... Egilmek! Egilmek insanlari kucuk dusuren birsey, oyle saniyorlar... Bana gore ise "emek". Kimse elini uzatip, " canini yakmak istemezdim" demiyor. " canin yandiysa bu senin sorunun" diyor. " canin yandiysa, kirildiysan, kabahat senin, 8de 8 hem de!" d... Devamı

04 09 2013

Artık hiç kimse incitemiyor beni... Yayı gerdiğinizde biliyorum, atacağınız okun, dğer gediklerden fırlayıp geçeceğini. Kim demiş "hayat kısa" diye..? Hayat uzun! Dünya küçük! Büyük olan egolarınız, süslü sözcükleriniz, inandrıcı olmaya cabalarken uzayan burnunuz. Büyük olan benim hiç büyümeyen çocuk kalbim... Büyük olan, kalbimizin attığını ilk fark ettiğimizde aldığımız ilk yara. İlk uğurlama. İlk veda... Döşenmiş yollardan gidiyorsunuz, siz... Bu yüzden artık kimse incitemiyor beni...Çocuk kalbimle kucaklarşırken, inatla sarıldığım Umuttan başka... 2 Ağustos 2013 Devamı

11 04 2013

gamzeler...

...bazen, bir çukurdan doğar yaşam/ ve yaşam kiminin yanağında dalgalı bir denizdir/ güldüğünde durulan... Emel N örsoglu  Devamı

02 01 2012

...

Omzumda ağlayan bir melek gibi hayat/ hüznünü sol yanıma akıtmakta/   Devamı

11 02 2009

Keder yutan çocuklar

Kadınlar ağlıyorSusarken kocaman adamlarKeder emziriyor memelerinden süt yerineVurgununu sol yanından yemişyaralı kadınlarveKeder yutan çocukların boğazında kalıyorAvuç içi mutluluklar Devamı

11 02 2009

Susarken

Yürüyorum, kalkıp yanından, baş ucumdaki hüznüme uzanıyorum...Ne kadar kalabalığım, ne kadar “çok sesli”yim bu ara...Tuhaf...Dudağım dan öpüyorsun, inanıyorum dudağımdan öpmene, elimi tutıyorsun, inanıyorum kanımın çekilmesine. İbadet ediyorum sözcüklerinle. Bazen susup susup bakıyorsun, konuşuyorusun ya da... Dilini anlamıyorum. Çünkü bilmediğim bir dilde konuşuyoru ellerin, tanımadığım bir sıcaklık yüreğindeki. Isınmak istiyorum; yanıyorum, üşüyorum sanırken, donuyorum. Sözcüklerimin yerinde boşluklar... üç nokta... Kalkıp yanından hüznüme dokunuyorum. O ezberimdeki yalnızlığa, tanıdığım suskunluğuma...Gülümsüyorsun, gülümsüyorum.Gerçekleri düşlerle karıştırdığım belli.(Yazarken anlıyorum)Ayaklarımın altında kaydı kayacak toprak.Biliyor musun çocukken de karıştırırdım düşlerle gerçekleri birbirlerine. Örneğin, Ayaklarımda yürüyen böcekleri gerçek, babama el salladığım o karlı öğleden sonrayı düş sanırdım. Hatta belki kar bile yağmıyordu... Ben, üstünde uzun kahverengi paltosuyla ( ki o paltoyu da benim giydirmiş olmam olası) yine uzun esmer bir adama el sallıyordum... Başı öne eğik miydi, ben mi üzgün görünsün istemiştim, hala kestiremiyorum.Şimdi sen gülümserken böyle, dudağının kenarından bir gül sarkıtırken, gözlerin kısılırken gülmekten, belli belirsiz çukurlar oluşurken yüzünde, tam işte en olmadık yerde, ben kalkıp başucumda bizi izleyen hüznüme dokunuveriyorum...ve birbirine karışıyor eşyalar, zaman, güneş ve ay ve şubat ve haziran...Gidiyorsun, saçlarıma gün ışığı düşüyor. Sıcaklığının yastığımdan yumuşacık sıyrıldığını biliyorum. Uzaklaşan ayak seslerini işitiyorum, demir kapının sessizce kapanışını... am... Devamı

01 12 2008

"Başında biri olmalı"

Herşeye rağmen kocasını sevdiğine inanmak isteyen kadınlar var şu dünyada.İçlerinden biriyle tanışıyoruz. Hava çok soğuk. Elindeki salata kasesini durularken aynı anda içini dökmeye başlıyor. Karşılıklı bir güven oluşmuş olmalı bilmeden aramızda. Kimbilir, biriyle dertleşmeyeli çok zamanolduğundan belki, ben birşey sormadan dökülüveriyor ince dudaklarından, tokmak gibi sözler."Yalnızlık" diyor, "zor..." "Alışıyor İnsan" diyorum, kendimce,"durumumu" izah ediyorum. "Öyle de... bir başına mücadele etmek de zor, başında kimsen yoksa..." diyor bu kez o kendi durumunu izah ederek. Başlangıçta çok sevdiği eşini bir talihsizlik sonucu kaybetmiş bir kadın olduğunu sanıyorum. Yanılıyorum... Üstünde pembe iş önlüğü plastik tabureye oturmuş patates soyarken, "başında" bekleyen göbekli, bıyıklı, elleri nasırlı bir adam beliriyor gözümde" Başındaki" adamın nkaderini yazmasına bir razı oluş, kabulleniş, boyun büküş... çünkü Hayatı kolaylaştırıyor kadınların, yalnızlığını alıyor "başlarındaki adamlar" böyle düşünüyor. Mücadele etmesi gerekmiyor, çünkü biri herşeyi hallediyor senin adına...ama her şeyi..."Yalnız" evinden kendine zeytinyağlı prasa getirmiş. Cam kavanozdaki renk cümbüşünü tabağa aktarırken "çok çektim çok" diyor."Anlatsam her sözümde acım akar gözlerimden"diyor."Acım akar gözlerimden"İncelikle kurulmuş bir cümle... Kendi kendine konuşan, zaman zaman hyatın muhasebesini yapan bir kadın görüyorum karşımda. Acısını sözlere döküşünden belli, gözlerinden akıtışından belli..."Üç torunum var" diyor Nedense üç de çocuğu var sanıyorum. "kız?erkek?" "Ha çocuk mu? beş tane doğurdum "diyor. Tombul yanakları pespembe, gri hareli gözleri kısılıyor,... Devamı

07 09 2008

Gece notları(1)

Meğer yıldızsız gecelerin birinde yitirmişim sevdaya inancımıBir çocuk gülüşünde, bir kadın döşünde gerçekliği yitmiş umudun...Bana sorma, bilemem neden sevdiğimi gamzeniki sen doğduğunda, çoktan başlamıştı hayat sallamayaaltımdaki gümüşten sandığım sıradan kahverengiyi...Ben Tohumlar savurmayı ezberlemiştim,sabretmeyi..ne eksik, ne fazla, özenle sulamayı sevgiyi...Sonra?Sonra unuttum.Bu yüzden kanıyor   dudağımın  kıyısında yabanıl bir gülBu yüzden alkışa tutasım geliyor çekip giden herkesibu yüzden kayıyor içimde binlerce çoban yıldızıBu yüzden siliyorum "seviyorum seni" diyen  yürekleriBen döşüm/de/le yitirdim masumiyetimi.Kirpiklerini eğdiğinde gözlerimekabullendik yenilgiyisevmeyin.sevdaya ibret, gözlerimden asın beni!06 Temmuz 2008  Devamı